|
Maalesef her şey laboratuar süreci de dahil olmak üzere iyi gitse de sonuç olarak test günü gelindiğinde olumsuz sonuç alma riski vardır. Neden tutmadı ? Sorusu bizlere belki de meslek yaşamımızda en çok sorulan buna karşılık da cevabını çoğu zaman net bilemediğimiz ve sadece değişik olasılıklar konusunda yorum yapabildiğimiz tek sorudur.
Temel olarak başarılı bir süreç için üç aşamanın sağlıklı geçmesi gereklidir.
1 - YUMURTA GELİŞİMİ:
Doğal adet döngüsünde olan tek yumurta gelişiminin aksine tüp bebek tedavisinde çoklu yumurta gelişimi gerekmektedir. Bununla birlikte gelişen yumurtanın olgunlaştığı zamanın belirlenmesi de çok önemlidir. Çünkü bu olgunlaşma kararı ile hastaya çatlatıcı iğnesi verilerek işlemlere başlanılmaktadır. Hem çok yumurta gelişimi hem de olgunlaşma zamanının net olarak belirlenebilmesi için hasta yakın takibe alınmakta, günlük follikül (yumurta kesecikleri) boyutları ve kanda hormon düzeyleri ölçümleri yapılmaktadır. Ancak bu aşamada tedavi her zaman istendiği gibi sonuçlanmayabilir. En sık karşılaşılan olumsuz 2 durum
1 - Az yumurta çıkması (düşük uyarıcı iğne dozuna bağlı olabileceği gibi bazen yüksek doz ve uygun tedavi şeması verilmesine rağmen rezerv düşüklüğü buna sebep olabilir). Yeterli ve ölçülü yumurta sayılarına ulaşabilmek için uygun ilaç dozu seçimi önemlidir.
2 - Çatlatıcı iğnenin geç veya erken verilerek uygun aşamada olmayan yumurtaların toplanmasıdır. Bu zamanın belirlenmesi genellikle follikül boyutları, kandaki hormon düzeylerine göre yapılmaktadır. Ancak bazen verilen karar hastanın sıradışı özelliklerinden dolayı yanlış olabilir. Yani bizim gördüğümüz olgunlaşma kriteri olan 17-18 mm follikül çapları o hasta için yeterli çap olmayıp erken veya geç aşamada yumurtalar dış ortama alınabilir. Muhtemelen tıpta bu alanda gelişmeler bizlere gelecekte yumurtanın sağlığı konusunda daha iyi araçlar sağlayacaktır.
Erken ya da geç toplanan veya az yumurtalı hastalarda sonraki aşamalar çok iyi geçse de tedavi olumsuz etkilenebilmektedir. Ayrıca çok nadir de olsa eşlerden birinde taşınan gizli kromozom bozuklukları da yumurta genetik yapısını bozabileceği için tekrarlayan olumsuzluklarda akla gelmeli ve araştırılmalıdır.
2 - LABORATUAR SÜRECİ:
Yumurtaların laboratuara alındığı andan döllenme işlemini de içeren yerleştirme anına kadar olan süreçte çok ufak değişiklikler çok hassas olan embriyo gelişimini ve tutunma potansiyelini etkileyebilir. Tıpta tüp bebekten farklı bu kadar hassas ve bu kadar yaygın çalışılan bir klinik laboratuar çalışması bulunmamaktadır. Ancak değişken sayısı o kadar fazladır ki bu değişkenlerin her biri birbiriyle ilişkili halkalardan oluşan uzun bir zincir gibidir. Bu halkalardan herhangi birinin kopukluğu başarıyı olumsuz etkiler. Ne kadar standart ve kalite kontrollü çalışılsa da kontrol dışı faktörler o an ki embriyo gelişimini etkileyebilir. Örneğin o ay laboratuarda kullanılan kültür ortamlarının, havanın kalitesinin düşüklüğü, cihaz kalibrasyonlarında gizli bozulmalar gibi kontrol dışı faktörler başarıyı etkileyebilir.
3 - TUTUNMA SÜRECİ:
Embriyolar yerleştirildikten sonraki tutunma bölgesi olan rahim zarı tamamen kontrol dışı bir bölgedir. Çünkü o bölgenin hazırlığı yumurta gelişimi sırasında salgılanan hormonlara (östrojen) ikincil olarak oluşmaktadır. Buradaki en önemli doğal dışı olan durum tek yumurta yerine çok yumurta gelişmesidir. Bu da doğal olarak östrojen düzeylerini 10-15 kat arttırmaktadır. İşte bu durumun yarattığı olumsuz etki çok net belirlenmemiş olsa da doğal dışı olduğu açıktır. Rahim zarından kaynaklanan ve tıbben aydınlatılamayan sebeplerden dolayı tutunma gerçekleşmeyebilir. Çünkü şu an rahim zarı ile ilgili ölçebildiğimiz özellik;
1 - Rahim zarı (endometrium) kalınlığı; ortalama 8-10 mm olması gereken kalınlık bazı durumlarda incedir. Geçirilmiş enfeksiyon veya cerrahi girişimler sonucunda hasar görmüş rahim zarındaki incelmeye neden olabilir. Bu durum çoğu zaman çözümü olmayan ve tedaviyi olumsuz etkileyebilecek sebepler arasındadır.
2 - Rahim duvarında yapısal hastalık olmayışı; özellikle ultrasonla tespit edilebilecek, myom, polip gibi yer kaplayan oluşumlar, beslenmesini etkileyebilecek perde (septum-subseptum), yapışıklık gibi patolojilerin daha tedavi başlamadan ekarte edilmiş olması gereklidir.
Sonuç olarak olumsuz sonuç alındığı zaman neden olmadı, nerde hata yapıldı, kusur ben de mi sorularını sormamak için başlangıçta titiz bir değerlendirme yapılmalıdır. Olumsuzluğa yol açabilecek muhtemel sorunlar, giderildikten sonra tedaviye başlamak alınabilecek en anlamlı önlemdir.
|